Sözler ve kelimeler insanın kavram dünyasını inşa eder.
İnsanın dünyayı algılama biçimi, yalnızca duyusal deneyimle değil, bu deneyimin dil aracılığıyla kavramsallaştırılmasıyla şekillenir.
Kelimeler, düşüncenin yalnızca taşıyıcıları değil, aynı zamanda onun sınırlarını belirleyen yapıtaşlarıdır.
Bu nedenle dil, bireysel bilinçle toplumsal hafıza arasında köprü kurar; kültürlerin farklı dünya görüşleri de büyük ölçüde söz varlıklarındaki özgün ayrımlarla ortaya çıkar.
İnsan zihninin inşa ettiği kavramsal evren, dilden bağımsız düşünülemez.